Uşak’ın Bağbaşı köyünde yapılması planlanan güneş enerjisi santraline (GES) karşı çıkan, aralarında köy muhtarı ve iki azanın da bulunduğu sekiz kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren köyün kadınları, kent merkezindeki Tiritoğlu Parkı’nda oturma eylemi yaptı. Eylemde konuşan Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Başkanı Funda Öz Akcura, “Gözaltına alınan, hakkında işlem yapılan ve dava açılacak olan tüm köylüler serbest bırakılsın. Çünkü eğer suçlu onlarsa biz hepimiz suçluyuz. Ya hepimiz hakkında işlem yapsınlar ya da onları da serbest bıraksınlar” dedi.
Uşak’ın merkeze bağlı Bağbaşı köyünde Taykar tarafından kurulması planlanan 80 bin panellik GES projesine karşı çıkan köylüler, mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararının uygulanmadığını belirterek projeye tepki gösterdi.
GES sahasına malzeme taşıyan tırların geçişine karşı çıkan köylülerden, aralarında köy muhtarı ve iki azanın da bulunduğu sekiz kişinin jandarma tarafından gözaltına alınması üzerine köyün kadınları Uşak şehir merkezine geldi.
Tiritoğlu Parkı'nda oturma eylemi başlatan kadınlar, gözaltına alınan köylülerin serbest bırakılmasını ve mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının uygulanmasını istedi.
Eylem sırasında köylüler adına açıklama yapan Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Başkanı Funda Öz Akcura, projenin bölgedeki su kaynakları, meralar ve köylerin yaşam alanları açısından ciddi riskler taşıdığını savundu.
“Bilirkişi, burada GES kurulmaması gerektiği yönünde görüş bildirdi”
Bağbaşı köyünün Murat Dağı havzasının su toplama alanında bulunduğunu belirten Akcura, projenin geçmişine ve yargı sürecine ilişkin şunları söyledi:
“Bağbaşı Köyü, Uşak’ın kuzeyinde, Elmadağ’ın eteklerinde bulunuyor. Elmadağ, aynı zamanda Murat Dağı’nın bir uzantısı. Bu bölge, Murat Dağı havzasının su toplama alanı. Su yataklarının bulunduğu bu bölgede Taykar, 80 bin panellik Güneş Enerjisi Santrali kurmak için Aralık ayında başvuru yaptı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da projenin ÇED kararını onayladı.
Ocak ayında köylüler, bu ÇED kararının iptali için dava açtılar. Mayıs ayında bilirkişi keşfi yapıldı. Bilirkişi, 80 bin güneş panelinin bu bölgede adeta bir güneş paneli denizi oluşturacağını belirtti.
Ayrıca bölgede onlarca köyün ortak meralarının bulunduğu, bölgenin ciddi bir susuzluk ve kuraklıkla karşı karşıya olduğu, kurulacak GES’in susuzluğu ve kuraklığı artırıcı etkisinin olacağı ve köylerin yaşam alanlarını ortadan kaldıracağı gerekçeleriyle olumsuz görüş verdi. Bilirkişi, burada GES kurulmaması gerektiği yönünde görüş bildirdi.”
“Bugün 21. gün, şirket hâlâ tebligat ulaşmadığını söylüyor”
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen şirketin faaliyetlerini sürdürdüğünü ileri süren Akcura, kararın ilgili kurumlara tebliğ edilmediğini belirterek şöyle konuştu:
“Bunun ardından, geçtiğimiz ayın ortalarında mahkeme, şirketin itiraz yollarını kapatarak acilen yürütmeyi durdurma kararı verdi. Normalde bu kararın beş gün içerisinde taraflara tebliğ edilmesi ve şirketin faaliyetlerini dava sonuçlanana kadar durdurması gerekiyordu.
Bugün 21. gün. Şirket, ‘Elime tebligat ulaşmadı’ diyor. Valilik, ‘Benim tebligattan haberim yok’ diyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, ‘Haberim yok’ diyor. Jandarma da ‘Haberim yok’ diyor.
Şirket, özellikle son 20 günde çalışmalarını hızlandırarak dün GES kurulumunu tamamladı. Jeneratörlerini getirip üretime başlayacaktı.”
“Suçluysak hepimiz suçluyuz, hepimizi alın”
Köylülerin yürütmeyi durdurma kararına rağmen çalışmaların devam etmesine karşı çıktığını ifade eden Akcura, jandarmanın müdahalesi sırasında yaşananları şöyle anlattı:
“Köylüler de buna isyan etti. ‘O tırlar GES sahasına girmeyecek, dava sonuçlanana kadar üretim başlamayacak’ dediler. Jandarma müdahale etmeye kalkınca köylüler hep birlikte, ‘Aramızdan birkaç kişiyi almayın. Suçluysak hepimiz suçluyuz. Hepimizi alın’ dediler.
Dün akşam tırlara dokunulmadı ancak bugün sabah tırlar GES sahasına girdi.”
“Köyümüz ortadan kalkarsa şehirde yaşayan insanlar da susuzluk yaşayacak”
Köylülerin seslerini duyurabilmek amacıyla şehir merkezine geldiklerini belirten Akcura, şu ifadeleri kullandı:
“Köylüler de ‘Biz Bağbaşı’nda sesimizi kimseye duyuramıyoruz. O zaman şehre gidelim. Vali de bizim sesimizi duysun, şehirli de duysun. Çünkü bizim köyümüz ortadan kalkarsa, bizim meralarımız ortadan kalkarsa şehirde yaşayan insanlar da bunu susuzluk olarak yaşayacak, kasapta ete ulaşamayarak yaşayacak’ dediler.
Köylüler, şehirde yaşayan insanlar da dertlerini görsün diye buraya geldiler.”
“Muhtarımız ve iki aza da dâhil olmak üzere sekiz kişi gözaltına alındı”
Köyde yaşanan gözaltılara ilişkin de açıklama yapan Akcura, “Bu arada muhtarımız ve iki aza da dâhil olmak üzere sekiz kişi sabah gözaltına alındı. Serbest bırakıldıklarını öğrendik ancak şu anda sekizi de karakolda ifade veriyor” dedi.
“Ya hepimiz hakkında işlem yapsınlar ya da onları da serbest bıraksınlar”
Akcura, konuşmasının sonunda mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının uygulanması ve gözaltına alınan köylülerin serbest bırakılması çağrısında bulunarak şunları kaydetti:
“Köylülerin ve hepimizin ortak derdi şu: Bir an önce yürütmeyi durdurma kararı taraflara tebliğ edilsin. Taykar’ın GES’inin kapısına kilit vurulsun. Dava sonuçlanana kadar hiçbir üretim yapılmasın.
Gözaltına alınan, hakkında işlem yapılan ve dava açılacak olan tüm köylüler serbest bırakılsın. Çünkü eğer suçlu onlarsa biz hepimiz suçluyuz. Ya hepimiz hakkında işlem yapsınlar ya da onları da serbest bıraksınlar!”
Bağbaşı köylüleri, yürütmeyi durdurma kararının uygulanmasını ve GES projesine ilişkin hukuki sürecin sonucunun beklenmesini talep ediyor.




